Aydemir, son dönemde yeniden gündeme gelen F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye satışına ilişkin tartışmaları değerlendirdi. Aydemir, kamuoyunda askeri ihtiyaç ve güvenlik ekseninde yürütülen değerlendirmelerin ötesinde, meselenin ekonomik yönünün de bulunduğunu belirtti.
Aydemir, F-35 satışına yönelik beklentinin artmasının özellikle Türkiye karşıtı çevreleri harekete geçirdiğini ifade etti. Tartışmaların içeride askeri ihtiyaç, dışarıda ise güvenlik tehdidi çerçevesinde ele alındığını kaydeden Aydemir, konunun ekonomik sonuçlarının yeterince değerlendirilmediğini dile getirdi.
EKONOMİK BOYUTA DİKKAT ÇEKTİ
Aydemir, F-35 meselesinin askeri kapasite kadar Türkiye'nin ekonomik görünümü açısından da önem taşıdığını değerlendirdi. Türkiye'nin uyguladığı ekonomi politikalarının uluslararası sermaye ile kurulan ilişkiyi doğrudan etkilediğini belirten Aydemir, Batı güvenlik sistemi içerisindeki konumun yatırım algısı üzerinde belirleyici olduğunu ifade etti.
Aydemir'e göre, olası bir satış kararı yalnızca savunma alanındaki bir gelişme olarak değil, Türkiye'nin uluslararası finans çevreleri nezdindeki risk değerlendirmesini etkileyebilecek bir unsur olarak da görülüyor. Piyasaların uzun süredir bu başlığı risk algısı üzerinden değerlendirdiğini vurgulayan Aydemir, yatırım ortamı açısından bunun önemli bir gösterge niteliği taşıdığını söyledi.
ASIL SINAVIN İÇERİDE YAŞANDIĞINI VURGULADI
Aydemir, tartışmanın temelinde dış sermayeden çok Türkiye'deki sermaye yapısının bulunduğunu ifade etti. Sermayenin aidiyetinin yalnızca şirket merkezinin bulunduğu yerle değil, ülkesine ve toplumuna karşı üstlendiği sorumlulukla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Aydemir, Türkiye'nin esas sınavının içeride verildiğini dile getirdi.
Ekonomi politikalarının zaman içerisinde sermayenin yönelimlerine göre şekillendiğini değerlendiren Aydemir, bunun Türkiye'nin ekonomik dayanıklılığı üzerinde etkili olduğunu söyledi. Aydemir, ülkenin karşı karşıya bulunduğu ekonomik risklerin paylaşılması konusunda yeterli ortak sorumluluk anlayışının oluşmadığını ifade etti.
EKONOMİK YÜKÜN TOPLUMA YANSIDIĞINI BELİRTTİ
Ekonomik uyum sürecinin yükünün emekliler, çalışanlar ve düşük gelir grupları tarafından taşındığını ifade eden Aydemir, buna karşılık risk alma konusunda sermayenin aynı ölçüde sorumluluk üstlenmediğini değerlendirdi.
Savunma sanayiinde önemli projelerin devam ettiğini, mühendislerin ve üreticilerin çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Aydemir, buna rağmen ekonomik risk paylaşımında beklenen katkının ortaya çıkmadığını söyledi. Sermayenin uluslararası siyasi gelişmeleri bekleyen bir tutum sergilediğini ifade eden Aydemir, bu yaklaşımın Türkiye açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
EKONOMİ POLİTİKALARINDA YENİ YAKLAŞIM ÇAĞRISI
Aydemir, Türkiye'nin ekonomik yapısında sermaye anlayışı ile ülke öncelikleri arasındaki ilişkinin yeniden ele alınmasının önem taşıdığını ifade etti. F-35 tartışmasının görünen yönünün dış politikaya ilişkin olduğunu belirten Aydemir, asıl değerlendirmenin içerideki ekonomik yapı ve sermaye yaklaşımı üzerinden yapılması gerektiğini vurguladı.
Aydemir, Türkiye'nin ekonomik savunma kapasitesini güçlendirecek yeni bir anlayışın geliştirilmesinin önemine işaret ederek, mevcut bilanço ve zihniyetin gözden geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.